Mayıs 21, 2012

Uzun lafın kısası


   Bazen kendimi cidden anlayamıyorum, anlamlandıramıyorum. Küçükken de anlamazdım zaten. Hoş bu yaşa geldim hala değişen pek bir şey yok ya... Çocukluğumda depresyonların eşiğinden dönmüşlüğüm çok vardır, neyse ki hasar almadan kurtardım kendimi. Eee bünye sağlam ne de olsa, “Domuz gibi maşallah!!” derler ya, o hesap benimki… Hayır yani anlamıyorum insan isminden neden nefret eder? Evet, ben ettim. Manyaklık değil mi onu da yaptım işte. Hatta o kadar tiksiniyordum ki, elimde olsa mahkeme kararıyla değiştirecektim. Şükürler olsun, henüz 18 değildim yaşım tutmuyordu. Hadi ismim Kezban olsa, Kader olsa, onu bunu bırak Okşan olsa anlıycam da… Küçüktüm, cahildim her söze kanıyordum işte, laf dinlemiyordum ki…
   90’lardı henüz, takma isim çılgınlığı vardı. Zeynep çok popülerdi o sıralar, Dilek vardı bir de. Ben doğduktan 1 sene sonra da Selin furyası çıkmış, haberim yok…  Komşunun kızı vardı, adı Dilek’ti. Çok güzel hatundu vesselam, ben de hep ona özenirdim. Kendisi uzun boylu, esmer, yeşil gözlü, tabiri caiz ise fıstık gibi bir kızdı. Şimdi soruyorum “hani üzüm üzüme baka baka kararırdı?” Kandırıldım resmen, lanet olsun! Sabahlara kadar “benim adımı neden Dilek koymadınız?” diye ağlar, tek suçlu annemmiş gibi günlerce konuşmazdım kadınla. Babama bir şey diyemezdim, düşkündüm adama napıyım… Şimdi düşünüyorum da, tam bir psikolojik deliymişim. Hem de ‘evlat olsa sevilmez’ cinsinden! Oyun oynarken kendi adımın suyu çıkmış gibi takma isim olarak Dilek’i seçerdim. Belki de suyu çıkmadığı için sevmiyordum çiçek gibi ismimi. Ne de olsa popüler kültür çocuklarıyız biz, 8.15 vapurunda toplanırız hepimiz.
   Hiç ‘Fulya’ diye bir arkadaşım olmadı benim, “adaşımmmm…” diyerek kimseye sahip çıkamadım şu hayatta. Yazık lan bana! Hadi herşeyi geçtim, ismimin anlamını bilmeyen yüzlerce kişiyle tanıştım. Sırf bu yüzden nefret ettim belki de. Tüm çocukluğum boyunca soran herkese ne anlama geldiğini açıklamakla uğraştım. Alt tarafı sarı, beyaz, güzel kokulu bir çiçek işte, abartılacak pek bir yanı yok yani. Fakat o kadar daraltıyorlardı ki beni, utanmasalar fotoğrafını isteyeceklerdi. Hayır, soranlar da koca koca teyzeler, amacalar, suratlarının orta yerine çarpıp “utan ulan cahil!!” de diyemiyordum ki… Şimdi düşünüyorum da ne kadar zor zamanlar geçirmişim. Eeee, çocukluk işte başka dert tasa mı var!
   Her ne kadar küçüklüğümde aile bireylerinin hepsini teker teker işkencelerden geçirmiş olsam da, şimdi “iyiki de” diyorum… İyiki de adımı bu kadar özel, söylemesi güzel ve kulağa hoş gelen bir çiçek isminden koymuşlar. Yoksa Zeynep olsaydı, hele hele Kezban olsaydı ne yapardım, nerelere giderdim! Dağlar tepeler az gelir, okyanusları aşardım kim bilir… 

                                                                                                                            Fulya!

4 yorum:

  1. cok komıkksın fulya takıpteyım bende beklerım..bırde benım o kadar cok adasım var kı sanslısın :))

    YanıtlaSil
  2. benimde adaşım olmadı hiç.. ve aynı sıkıntıları bende yaşadım küçükken ve evet bende ismimi çook seviyorum.. facebook hesabım varken hem ad hem soyad bakımından aynı olduğum insanları görünce ilk adaşlarımı edindim hatta... bu arada bende fulya :) güzel bi blog eğlenerek okudum.

    Fulya...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. adaşıımmmm beğenmene çok sevindim :) bi sn yoksa sen bnm adım ve soyadım bir olan fbook arkds listemde misin?

      Sil
  3. evet facebook kullanıoken öyleydim :) ama twitterdan gördüm blog oluşturduğunu :) twitterdan da eklemiştim çünkü seni :) adaşın olarak takipdeyim anlayacağın :)))

    YanıtlaSil