Ocak 19, 2013

İstanbul, Trafik ve Ben...

   Stress kelimesini benim kadar içten, benim kadar dünyevi ve derinden yaşayan biri varsa n'ooolur lütfen karşıma çıksın! Yoksa çok geçmeden bu genç yaşımda beyazlamamış tek bir saç telim dahi kalmayacak.... Ya da her gün geçip gittiğim köprü üzerinde bir gün durup, "tutmayın beniiii!" diyerek korkuluklara yapışıcam. Baktım kimse beni engellemiyor, "kimsecikler de beni sallamadı lan, herkes işine yetişmeye çalışıyor galiba" diyip kendimden başkalarının daha olduğunu görerek, küçük bir yusuflamayla birlikte paşa paşa yoluma devam edicem.... bunun olmasını istemiyorsanız lütfen bana bir şeyler diyin.
   Sabah her ne kadar erken kalkıyor olsam olayım, her erken çıktığım gün trafik bir metre daha fazla oluyor - hoş, geç çıksam da oluyor ya neyse - "bütün hepsi Murphy'nin işi" diycem de, adamın işi gücü yok her gün benimle mi uğraşacak? Gerçi Murphy kadar annem bile benimle ilgilenmiyor, acaba Murphy'e üvey evlat olmayı mı teklif etsem? Yok, her işime karıştığına göre kocam olmalı. Ama ben kız kısmıyım evlenme teklifi de edemem ki... Yahu daha Murphy'nin bile hayatımda ne olacağına karar veremezken ben kiiiimmmm, stressiz biri olmak kim.....
   Biraz da olsa düzene sokabildiğim hayatımda uyku saatlerim normale dönmüşken o çalar saatle uyanmalar yok mu ahh o çalar saat..... Sırf sinirli uyanmamak için en yumuşak tonlu melodiyi seçiyorum, lakin bu sefer de çalanın ninni olduğunu zannedip daha çok uyuyorum. İşte bu hal içerisindeyken, sümük misali yapıştığım yatağımdan sürünerek çıkıyorum. Kendime geldiğimde yaptığım ilk davranış ise ibb-trafik uygulamasını açıp "bu sabah da nerede trafik kazası olmuş, acaba hangi şanslı araç durmuş durmuş köprüde arızalanmış (sanki arızalanacak başka yer bulamamış)" gibi sorularımın cevaplarını arıyorum. Şimdi siz söyleyin böyle uyandığım bir gün nasıl güzel geçsin? İşe yetişicem diye türlü taklalar attığım, töbee ya ne dedim, türlü makaslar attığım trafikte son 6 ayda yaşadığım adrenalini ömrü hayatım boyunca yaşamamışımdır ki, eve dönüş trafiğimden bahsetmiyorum bile..... O konuya girersem siz bile "yazık len bu kıza, içim parçalandı evlatlık edinelim de çalışmasın" diyerek salya sümük ağlarsınız.
   Pozitif insanlara bayılıyorum vesselam, çok da özeniyorum. Hele o twitterda gözlerini açtığı gibi "musmutlu bir hafta bizim olsun", "bugün çooook güzel olacak hissediyorum" diye yazanlar yok mu, cidden kafalarının suyunu içip bende o kafayı yaşamak istiyorum. Yahuu, bazen Cuma'nın geldiğine bile sevinemeyen ben "bugünümüz de musmutlu geçsin yeaaa!" nasıl diyim?  Fakat yine de söylüyorum gerçekten onlar gibi olmak isterdim. Neden biliyor musun? Çünkü onlar gerçekten her zorluğun üstesinden pozitif düşünerek gelebiliyorlar. Birde bana bak, stress, sinir, sıkıntı küpüyüm. Şu halimle evlat olsam sevilmem, insanlar nasıl sevsin beni. Ya düşündüm de cidden yazık bana gece gece moralim bozuldu, hazır yakınken ben bir köprüye kadar uğrayıp geliyorum.









İstanbul ve trafik denince bu fotoğrafı paylaşmadan geçemedim, biz bu zihniyetleri bünyesinde barındıran bir milletiz...

3 yorum:

  1. değerli yorumun için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  2. allah sabir versin..cozum belli aslinda bu kadar sinir harbinede gerek yok. hangi yakada calisiyorsan oraya tasinacaksiniz. kolay gelsin

    YanıtlaSil